Hoşumuza giden kitaplarımız

  • Mustafa İslamoğlu - Hayat Kitabı Kur'an
  • Celaleddin Vatandaş - Hz. Muhammedin Hayatı Mekke Medine Dönemi 2 cilt

15 Ocak 2009 Perşembe

Gazze'de yaşananları insanlığımızın neresine koyacağız


Yaklaşık 20 gündür Gazze'de yaşanan olayları nasıl değerlendireceğiz, bu kötü olayların yaşandığı aynı gökyüzünün altında sıcak evlerimizde/yataklarımızda/sofralarımızda nasıl rahat edeceğiz bilemiyorum. Sadece bizim başımıza gelmiyor oluşu, bu olaylara karşı bizi neden duyarsız kılıyor. Her akşam sofralarımızda yemeklerimizi yerken ya da çaylarımızı yudumlarken duyduğumuz ölüm haberleri bizi ne kadar etkiliyor? Kendimize Gazze deyince ne düşünüyoruz? Yaşananların insanlık tarihi boyunca binlerce kez yaşanmış olması, buna karşı bizim sessiz bir kabullenişi, kanıksamayı, umursamamayı ya da kafamızı başka bir yöne çevirmemizi mi gerektiyor? Ne yazık ki cevabımız evet.. Böyle davranmak bizi sorumluluklarımızdan uzaklaştırıyor. Vicdanımızın sesini kısıyoruz ve başka bir kanala geçiyoruz. Oysa ki, biz de ulus olarak bundan çok değil yaklaşık 90 yıl önce aynı/benzeri bir olayla karşı karşıya kalmıştık. Bize karşı sinsi ve aleni hesapları olanlar kadar, yanımızda bizim ile "din kardeşliği" noktasından sıkı bir düğümle bağlanan pek çok kardeş ülke vardı. Tarih bilgilerimizi birazcık yoklarsak bunu hatırlayacağız, amma böyle bir tarih bilgimiz var mı acaba! Yurt dışından gelen yardımlar, altın bilezikler, cephelerde bizimle çarpışanlar vs... bunlar çok mu geride kaldı? Bizler yavrularımıza, torunlarımıza, gelecek nesillere bu olayları nasıl anlatacağız? İnsanlık kendi geleceğine nasıl bir miras bırakıyor. "Ne yaptınız, tepkinizi nasıl ortaya koydunuz?" dediklerinde, magazin programlarını, tv dizilerini, alışverişlerimizi ya da arabamızın modelini mi anlatacağız onlara? Tarihin yargılayacağı bu olaylara "şahit oluyoruz", şahit olup da bu vahşetin durdurulmasına duamız dışında bir katkımız olmuyor. Ancak bu çaresizlik bizi Rabbimizin karşısında, din kardeşliğinin sorumluluklarından bizleri kurtaracak mı, bilemiyorum.

Hiç düşünmüyoruz. Düşünmemek için evlerimizi/işyerlerimizi/hayatlarımızı başka dünyalara çeviriyoruz. Düşünmeyerek beynimizi uyuşturuyoruz. Dünyada yaşanan bu ve benzeri olaylara sırtımızı dönerek, aslında kendi insanlığımıza sırtımızı dönüyoruz, kendimizden uzaklaşıyoruz. Rahatımız bozuluncaya kadar bir şeyler yapmayacağız, besbelli. Her insan nerede durduğunu kendine haykırmalı en azından. En azından kalben ve dilimizle buğz etmeliyiz , tavrımızı belirlemeliyiz, bu vahşete katılmadığımızı Rabbimize sunmalıyız.

Ya Rabbi! Ey Her Şeyi Görüp Gözeten! Ey Her Şeyi İlmiyle ve Hakkıyla Bilen ve Gücü Her Şeye Kadir Olan Allah'ım... Kime ve nerede yapılırsa yapılsın düşünce ve inançları dolayısıyla yargılanan, küçümsenen, dışlanan ve nereden ve kimden kaynaklanırsa kaynaklansın her türlü zulme karşı mazlumun yanındayım. Beni İnsan olarak Yarattın Ya Rabbi. Bir insanın bir diğerine "kendinden farklı düşünüyor/inanıyor" diye uyguladığı vahşet ve zulüm dolayısıyla insanım demeye utandığım bu günlerde, Senin rahmetine sığınıyorum. Sen zalimleri kahret Ya Rabbi. Senin varlığına inandıkları için Mekkeli müşriklerin işkencelere uğrayan Resullullahın, aleyhisselatu vesselam, arkadaşları gibi, hain ve zalim İsrail'in zulmü karşısında ezilen/inleyen kardeşlerimiz adına Sana dua ve niyazda bulunuyorum ve diyorum ki: YARDIMINI TEZ ZAMANDA ULAŞTIR Ya RAHMAN. Güçsüzlüğünü ve korkalığını yüzlerce insanı öldürerek, ki Rabbim hepsini şehadet mertebesine ulaştırsın inşaAllah, tescilleyen İsrail'i cezasını korkusu büyüklüğünde ver Ya CEBBAR, Ya KAHHAR.